Sermaye Finansmanı

Sermaye Finansmanı

Başvuru Formu

Uzmanlarımız, başvurunuz ile ilgili olarak size en kısa sürede ulaşacaktır.








ŞİRKET SATIN ALMALAR

Acqusition (satınalma), genellikle farklı büyüklükteki işletmeler arasında gerçekleştirilen birleşmelerdir. Bu birleşme şeklinde işletmelerden biri, diğer işletmenin veya işletmelerin aktiflerin tamamını veya bir kısmını satın alır. Burada satın alınan işletme, satın alan işletme tarafından eritilmekte veya onun tarafından yutulmaktadır.
Buna göre, bir şirketin diğer şirketi satın alması ve satın alınan şirketin hükmü şahsiyetinin ve hukuki varlığının ortadan kaldırılarak bütün aktif ve pasifleri ile satın alanın eline geçmesine satın alma denir.
Bir şirketin, diğer bir şirketi satın alması temelde bir yatırımdır. Bu yüzden sermaye yatırımlarının temel ilkesi doğal olarak burada da geçerlidir. Satın alma işlemi, ancak hisse senedi sahiplerinin varlığına net bir katkıda bulunuyorsa yapılmalıdır.

ŞİRKET DEVİR ve BİRLEŞMELERİ

Ülkemizde reel sektörde son zamanlarda artan rekabet, firmaların piyasada kalmalarını gün geçtikçe zorlaştırıyor ve firmalar için ayakta kalabilmek, düzgün bir yönetim anlayışı ve stratejik kararların doğru zamanda ve doğru biçimde uygulanabilmesine bağlı hale geliyor. Bu ortamın doğal sonucu olarak firmalar zaman içinde yerli ve yabancı ortaklıklar kurmak ve stratejik ya da finansal işbirlikleri yapmak zorunluluğu hissetmektedirler. Bu doğrultuda işletmeler varlıklarını koruyabilmek için maliyetleri, sermayeyi ve pazarlara ulaşım imkanlarını paylaşarak büyümeyi tercih etmek zorunda kalırlar.
Böylece, firmalar büyümelerini yalnızca kendi kaynak ve çabaları ile sınırlamaktan kurtulma avantajının yanı sıra (özellikle küçük ve orta ölçekli firmalar için) uluslararası pazarlara açılma ve küresel faaliyet gösterebilme gibi rekabet üstünlüklerine de sahip olurlar. İşletmeler arası işbirliğinin birleşme olarak adlandırılması için hem ekonomik hem de hukuksal yönden işletmelerin bir birlik haline gelmeleri ve aynı zamanda işletmelerin mal varlıklarının da birleştirilmiş olması gerekmektedir.

FİNANSAL ORTAKLIK

Finansal ortaklık sürecinin başarılı bir şekilde sonuçlanması için doğru bir model uygulamak zorunludur. Bu model ise birleşmeden önce ele alınması gereken aşamaları gösteren “STRATEJİ FORMÜLASYONU” dur. Başarılı bir birleşme programında sermayenin maliyeti üzerinde getiri elde edilmelidir.

Birleşme işlemlerinde 5 açık aşamanın uygulanması mümkündür. Süreç boyunca her bir aşama dikkatle uygulanmalıdır. Süreç birleşme öncesi aşama ile başlar ki, bu aşama firmanın içinde bulunduğu sektörle birlikte kendi bünyesini de incelemesini gerektirir. Süreç, dikkatle planlanan ileri birleşme sonrası bütünleşme ile tamamlanır.

BİRLEŞME ÖNCESİ AŞAMANIN YÖNETİMİ:
Aktif bir birleşme programı için hazır olunmalıdır. En önemli konu ise program boyunca gizlilik esastır. Başarılı bir birleşme programı için adımlar:
A.Birleşme öncesi aşamanın yönetimi:
a.Personelin gizlilik konusunda eğitimi
b.Firmanın kendi değerini belirleme
c.Değer ekleme yaklaşımının tanımlanmasıe
B.Adayları Elemek
a.Eleme kriterlerini belirlemek
b.Yatırım Bankalarının nasıl kullanacağına karar vermek
c.Fırsatların üstünlüğünü değerlendirmek
C.Kalan Adayların Belirlenmesi

a.Ele geçirme priminin nasıl telafi edileceğini tam olarak belirlemek
b.Gerçek sinerjiyi belirlemek
c.Yeniden yapılandırma planına karar vermek
d.Finansal Yöneticilik fırsatlarına karar vermek
D.Anlaşmayı müzakere etmek

a.Maksimum fiyatı belirlemek ve ona sadık kalmak
b.Zemini anlamak ve değer transferini teşvik etmek
c.Bir üçüncü kurumca ödenebilecek fiyatı belirlemek
d.Anlaşma stratejisi kurmak
e.Yeterli dikkati göstermek
E.Birleşme Sonrası Bütünleşmenin Yönetimi

a.Mümkün olduğunca çabuk davranmak
b.Sürecin idaresine dikkat etmek

FİRMA İNCELEMESİ:
A) ENDÜSTRİ ANALİZİ
1- Endüstri Büyüme
: a.Satış Trendleri, b.Kapasite Trend, c.Dönemsellik, d.Genel ekonomik koşullara duyarlılık
2- Endüstri Karakteristikleri: a.Ürün Karması, b.Ürün değişimi, c.Piyasanın ve talebin yapısı
3- Teknoloji
: a.Gelişimin derecesi, b.Patent vb., c.Teknolojik değişim oranı, d.Üretim süreci, e.Risk
4- Ekonomik: a.Çalışan/sermaye oranı, b.Talep elastikiyeti, c.Fiyat trendi, d.Faaliyet marjini, e.İthalat, f.Yasal düzenlemeler
5- Rekabet
: a.Firma sayısı, b.Coğrafik dağılım, c.Piyasa Dağılım Payı, d.Girişe engeller, e.Üretim kapasitesi, f.Yabancı rekabet, g.Fiyata bağlı olmayan rekabet
B)
FİRMA ANALİZİ
1- Firma Özellikleri
: a.Ürün kıyaslaması, b.Yeni ürünlere girme oranı, c.Piyasa ve talep yapısı, d.Karlılık oranları, e.Faaliyet oranları, f.Likidite oranları
2- Dağıtım
: a.Kanallar, b.Reklam Politikası, c.Alan Satışları
3- Ekonomik
: a.Sabit ve değişken maliyetler, b.Endüstri maliyet kıyaslaması, c.Hammadde ve işçi maliyetleri, d.Maliyet bilgisi yetersizliği
4- Yönetim
: a.Uyuşma, b.Anahtar eleman yaş ortalaması, c.Yeniden yapılanma ihtiyacı
5- Yatırım getirisi: a.Sayın alma dönemleri, b.Dağıtım metodu, c.Borçlanma pozisyonu, d.Çalışma sermayesi ihtiyacı, e.Gerekli ek yatırım, f.Kazanç projeksiyonu, g.Ulaşılabilir fonlar
Bütün bunlara ek olarak ön çalışmalar sürecinde;
1.Temel stratejinin saptanması: Birleşmenin hangi hedefler doğrultusunda yapılacağının belirlenmesi.
2.Ön araştırmalar: Birleşmede hangi stratejilerin kullanılmasının daha yararlı olacağının belirlenmesi, birleşmeye konu olabilecek işletme veya işletmelerin belirlenmesi, analiz edilmesi ve niteliksel olarak değerlendirilmesi.
3.Simülasyon-genel değerlendirme: Birleşmeye konu olabilecek işletme veya işletmelerin niceliksel olarak değerlendirilmesi.
Bütün bu ön çalışmalardan sonra asıl süreç olan “TRANSAKSİYON” sürecine geçilir:
Ön çalışmaların ardından seçim ve teklif aşamasına geçilir. Yapılan seçimden sonra, hedef şirketle hedef fiyat ve zamanlama konusunda görüşmelerde bulunulması ve hedef fiyat konusunda mutabakata varılması her iki tarafında beklentileri açısından son derece önemli ve sürecin başarı ile sonuçlanması için de ön koşuldur.
Bu şekilde varılan mutabakat sonucunda niyet mektubu hazırlanır. Danışman, pazarlık aşamasında ortaya çıkacak hedef fiyatın genel değerlendirilme sonuçlarına uyumluluğunu takip eder.
Birleşme süreci hukuksal olarak bir niyet mektubunun alıcı tarafında satıcıya sunulması ile başlar. Niyet mektubunun hazırlanması Due Diligence’ın (Ayrıntılı inceleme) önkoşuludur. Bu sürecin başlaması ile birlikte bir danışma kurulu oluşturulur. Bunun akabinde danışman tarafından bir iş planı hazırlanır. Due Diligence ile eşzamanlı yürüyen bu sürecin amacı, birleşme fiyatının hesaplanabilmesi ve birleşme işleminin alıcıya bir katma değer sağlayıp sağlamadığının kontrol edilebilmesi için temel oluşturmaktır.
Due Diligence raporunun sonuçlanmasından sonra yapılması gereken danışman’ın hedef şirketin danışmanı ile birlikte sonuçları irdelemesi, anlaşılmayan konular varsa bu konulara açıklık getirmesi ve nihai pazarlığın gerçekleştirilmesidir. Bunun akabinde fiyat ve oranlar konularında anlaşılması durumunda birleşme sözleşmesi hazırlanacaktır. Bu sözleşme son derece kapsamlı olup, hesapsal ve hukuki ayrıntılar içerir.
Bu süreçlerin son adımı ise “ ENTEGRASYON” dur.
Bu aşamada;
1.İki şirketin stratejilerinin birbirleri ile uyumlu hale getirilmesi
2.Bu sürece personelin aktif olarak katılımının sağlanması, bunun için gerekli motivasyon sistemlerinin kurulması
3.Her iki şirketin kurum kültürlerinin uyumlu hale getirilmesi
olarak özetlenebilir.

STRATEJİK ORTAKLIK

Stratejik Ortaklıklar; bir şirketin azınlık hisselerinin kendi sektöründe faaliyet gösteren bir başka firmaya stratejik amaçla satışıdır. Sermaye finansmanı ve şirkete stratejik ortaklıklar sunar. Stratejik ortağın amacı genelde ortak olduğu şirkete kalıcı olmak, uzun vadede kârlı bir yatırım elde etmektir.

Stratejik Ortaklığın Avantajları;

1.Finansal,Yönetimsel destekle beraber kurumsallaşmayı getirir.
2.Yeni pazarlara ulaşarak firmanın Pazar payının artırılmasını sağlar.
3.Sinerji yaratarak maliyetlerin azaltılmasını,verimlilik ve rekabet gücünün artırılmasını sağlar.
4.Şirket değerinin yükselmesini sağlar.

RİSK SERMAYESİ

Risk sermayesinde fon fazlası olan yatırımcılar iş kurma konusunda iyi fikirleri, gerekli girişimcilik yeteneği ve bilgisi olan ancak bunları gerçekleştirebilmek için yeterli imkanı bulunmayan kişilere bu imkanı sağlarlar. Risk sermayesi yatırımları fonu sağlayan kişi ya da kurumlar açısından uzun vadeli yatırımlardır. Amaç yatırım yapılan projenin dayandığı teknolojinin getireceği verimlilik artışından ortaya çıkacak karı elde etmektir. Bu tür yatırımlar yüksek risk taşır ve ilerde ortalamanın üzerinde kâr sunmaları beklenir.
Risk sermayesi şirketlere sadece kuruluş aşamalarında yapılan yatırımları kapsamamaktadır. Büyüme potansiyeli olan küçük ve orta büyüklükteki bir işletmenin hedeflerine ulaşabilmesi için de bu modelden yararlanılır.
Özkaynak ve özkaynak benzeri bir yatırım olarak risk sermayesiyle bir şirkette pay elde etmek üzere feshedilemez haklara sahip olunur. Sonuçta elde edilecek kazanç sermaye kazancıdır. Yapılan yatırım sadece başlangıç yatırımıyla sınırlı değildir. Modelde geliştirme ve izleme yatırımları da mevcuttur.
Risk sermayesi firmaların başlangıç ve riskli dönemlerinde başvurdukları bir yöntemdir. Ülkelerarasında bu kavramın uygulanmasında ülke yapılarından kaynaklanan farklılıklar mevcuttur. Risk sermayesinde yüksek risk ve bunun sonucunda yüksek getiri söz konusudur. Ama getirisi ve riski yüksek olan her yatırımı da risk sermayesi olarak tanımlayamayız. Çünkü risk sermayesi gelişme potansiyeli yüksek küçük ve orta büyüklükteki firmaların oluşması ve faaliyetlerini sürdürmeleri için yapılan yatırım olarak tanımlanır.

Bu kavramla ilgili temel özellikleri şöyle sıralayabiliriz:
1. Risk sermayesi kavramı uzun dönemli bir yatırım sürecini kapsamaktadır. Başarılı bir şirket kurmak 7 ile 10 yıl kadar uzun bir süre gerektirmektedir. İlk yıllarda risk sermayesinden getiri sağlanamamakta hatta bu yatırım için ek finansman ihtiyacı doğmaktadır.
2. Risk sermayesi yatırımları gelişme potansiyeline sahip yeni teknoloji ve malların üretimi için ve yaratıcılığa sahip, dinamik küçük ve orta büyüklükteki firmalara yapılmalıdır. Bu tür firmalar ölçekleri ve varlıklarının yetersizliğinden yüksek verimlilik bekledikleri projelerini hayata geçiremezler. Çünkü bu projeleri sermaye ve para piyasaları aracılığıyla finanse edemezler. İşte risk sermayesi aracılığıyla bu tür işletmelerin ihtiyaçları karşılanmış olur.
3. Risk sermayesinde kapsam fon sağlanmasıyla sınırlı değildir. Risk sermayesi şirketi aynı zamanda strateji, pazarlama, finansman ve yönetim konularında danışmanlık desteği vererek yönetsel bilgi birikimini ve deneyimlerini de firmaya aktarmaktadır. Firmanın fizibilite çalışmalarına ve yönetimine katılmaktadır. Bunun yapılmasının nedenlerinden biri yüksek olan riski firmayı kontrol altında tutarak azaltmak diğeri ise deneyimi az olan firmaya çeşitli konularda yardımda bulunmaktır.
4. Yatırım hisse senedi karşılığı yapılmalıdır.
5. Risk sermayesi sadece yeni yatırımlarda kullanılmaz. Şirketlerin başarılarının devamı için ürün ya da pazar değişikliğine gitmeleri gerekebilir. Bu nedenle şirketler gelişimlerinin herhangi bir aşamasında risk sermayesinden faydalanabilirler.

ORTAK GİRİŞİM

Ortak girişim, şirketlerin iki usulden birine müracaatları suretiyle yapılmaktadır:

a) Şirketlerin birleşmesi veya
b) Şirketlerarası işbirliği

Birleşme, iki ya da daha çok şirketin, tek yönetim altında bir araya gelmesini ifade
eder. İlgili şirketlerin, tek bir tüzel kişilik altında birleştikleri bir sistemdir.
Şirketlerarası işbirliği ise, şirketlerin sadece belirli bir işin ifası için bir araya
gelmelerini ifade eder. Yerli ve yabancı şirketler arasında belirli bir işin ifası için ve
belirli bir süre ile sınırlı olarak girişilen bu “ortak maceraya” Joint Venture
denilmektedir. İşbirliğinin yerli ve yabancı yatırımcılar arasında olması, ortak
macera kavramına, daha uygun düşmektedir.

MENKUL KIYMETLEŞTİRME (VARLIĞA DAYALI VE GELECEKTEKİ NAKİT AKIMLARINA DAYALI)

A) GELECEKTEKİ NAKİT AKIMLARINA DAYALI MENKUL KIYMETLEŞTİRME
Gelecekteki nakit akımlarına dayalı menkul kıymetleştirme yöntemi; gelecekte elde edilmesi beklenen nakde dayalı olarak yapılan menkul kıymetleştirmedir. Bu yöntemde, kaynak firma normal faaliyet süreci içerisinde, gelecekte elde etmeyi beklediği nakde/(alacağa) dayalı olarak menkul kıymeti ihraç eder/ihraç edilmesini sağlar. Söz konusu menkul kıymetin anapara ve faiz ödemelerinin güvencesini, gelecekte doğacak nakitlere ilişkin yapılan ödemeler teşkil eder. Nakdin ileride doğacak olması, GNADMK’yi klasik menkul kıymetleştirmeden ayıran temel farktır. Klasik menkul kıymetleştirme işleminde, mevcut alacak portföyünün kalitesi, işlemin dayanağını ve gerçekleştirme nedenini oluştururken, GNADMK işleminde ortada bir portföy olmadığı için, işlem herhangi bir portföyün kalitesine bağlı olamaz. Alacaktan doğan riskin bilanço dışında izlenebilmesi klasik menkul kıymetleştirme işleminin avantajı olabilirken, GNADMK işleminde henüz varlık kısmen mevcut veya mevcut olmadığı için, işlemin bilanço dışında izlenmesi de söz konusu değildir.

B) VARLIĞA DAYALI MENKUL KIYMETLEŞTİRME
Menkulleştirme, işletmelerin, işletmelerde likit olmayan varlıkların, yatırımcılar için, likit ve pazarlanabilir menkul kıymetler haline dönüştürülmesidir. Bir başka deyişle; alacaklar ve benzeri varlıklar karşılık gösterilerek ihraç edilen, kısa vadeli, teminatlı borç senetleridir. İşletmeler, menkulleştirme ile, geleneksel aracıları ortadan kaldırarak, doğrudan doğruya para ve sermaye piyasalarından fon sağlamaktadırlar. Menkulleştirme ile, büyük tutarlı yatırım araçlarına, küçük yatırımcılar da ortak olabilmektedir. Böylece, risk, kurumsal yatırımcılar ve küçük yatırımcılar arasında paylaşılmaktadır.
Menkulleştirme uygulamaları, riskten korunma amacıyla ve işletmelerin aktiflerini likit hale çevirmek için daha çok kullanılacaktır. Bu nedenle, işletmelerin bankalardan kredi talepleri azalacaktır. Uzun vadede dünyada tek bir para birimine geçilebilir.
Menkulleştirme; gelecekte bir nakit girişi doğuracak alacaklar, bireysel krediler ve benzeri borçlanma araçlarının bir araya getirilerek havuz oluşturulması, bu havuzlara dayalı olarak menkul kıymetler türetilmesi ve kredibilitelerinin zenginleştirerek ve derecelendirilerek, üçüncü taraf yatırımcılara satılması işlemidir. Menkulleştirme, likit olmayan varlıkların, üçüncü taraf yatırımcılar için likit ve pazarlanabilir menkul kıymetler haline dönüştürülmesini mümkün kılmaktadır. Menkulleştirme yolu ile oluşturulan yeni borçlanma araçları “Varlığa Dayalı Menkul Kıymet (VDMK)” olarak adlandırılmaktadır. Çünkü oluşturulan her havuz, diğer işletme ihraçlarında; tahvil ve hisse senedi gibi araçlardaki genel yükümlülüklerden farklı olarak belirli bir teminat ile güvenceye alınmıştır. Yatırımcı, genel ve tipik işletme borçlanmalarındaki yükümlülükleri değil, varlıkların belirli bir yüzdesi ve bunlara bağlı haklar demetini satın almaktadır. Böylece, söz konusu alacaklar veya krediler, kısaca varlıklar, yatırımcılar tarafından finanse edilmektedir. İşlemde, kaynak kurum olarak adlandırılan, varlıkları oluşturan kurum, çoğu zaman hizmet görevini de üstlenerek, varlıklardan gelen nakit akımları ile, varlığa dayalı menkul kıymetlere ilişkin ödemeleri gerçekleştirmektedir.

GAYRİMENKUL SERMAYE FİNANSMANI DANIŞMANLIĞI


content…

SUKUK

Sukuk, uluslararası sermaye piyasalarında finansmanı arttırmak için geliştirilen faizsiz Bankacılık ilkelerine uygun önemli finansal araçlardan birisidir. Özel şirketler, devlet şirketleri ve finansal kurumlar sendikasyon finansmanına alternatif olarak uluslar arası sukuk çıkarmayı enstrüman olarak kullanmaktadırlar.
Sukuk, finansal sertifikanın Arapça adıdır ve faizsiz bono olarak tanımlanmaktadır. Bununla birlikte sabit getiri, faiz taşıyan bonolara İslamiyet’te izin verilmemiştir. Bu nedenle sukuk faiz ödemeyi veya faiz masrafı yüklemeyi yasaklayan İslam hukuku prensiplerine uyan menkul kıymetlerdir.
Faydaları ve Özellikleri
— Sukuk, orta-uzun vadeli sabit veya değişken getiri sağlayan faizsiz sermaye piyasası ürünüdür.
— Uluslararası derecelendirme kuruluşları tarafından değerlendirme ve derecelendirmelerinin yapılması yatırımcılar tarafından sukukun risk/getiri analizinin yapılmasında rehber olarak kullanılmaktadır.
— Kolay ve etkin ödemesinin yapılmasıyla yatırım süresince düzenli gelir akışı sağlamaktadır.
— Likit bir enstrümandır ve ikincil piyasada işlem görmektedir.

SWAP

Swap işlemleri, farklı kuruluşların, farklı piyasalardaki, farklı kredi değerliliğine bağlı olarak, farklı kredi şartları ile karşı karşıya kalmaları ve bu farklılıklardan swap işlemine taraf olanlardan her birinin yararına olacak şekilde yararlanmalarıdır.Bu farklılıklar neler olabilir ?
a. Belirli döviz fonlarına erişebilme yeteneğindeki farklılıklar.
b. Değişken faizli fon sağlayabilme yeteneğine karşın, sabit faizli fon sağlamada karşılaşılan zorluklar.
c. Kredibilite farklılıkları.

İşlevleri:
a. Swap yükümlülüklerin değiş – tokuşunu mümkün kılmaktadır.
b. Swap işlemleri, genellikle orta vadeli (3 – 10 yıl) işlemlerdir.
c. Swap, sermaye maliyetini düşürmektedir.
d. Döviz kurları ve faiz oranlarındaki dalgalanmaların yarattığı riski en aza indirmektedir.
e. Ülkenin ulusal parasının değer kaybettiği dönemlerde yatırımcılar, sağlam dövizlere yönelirler. Bu durumda merkez bankası swap aracılığıyla döviz elde eder ve bu dövizler müdehalede kullanılır. Spekülatif hareketler durdurulduğu zaman, alınan bu dövizler iade edilir ve karşı tarafa verilen ulusal para fonları geri alınır.

Faiz Swapları
Faiz oranı swapı’nda taraflardan biri sabit faizle, diğeri değişken faizle borçlanır ve daha sonra faiz ödemelerini birbirleriyle değiştirirler. Faiz swapı işleminde ana para hiçbir şekilde el değiştirmez.
Para Swapları

Para Swapı’nda Faiz Swapı’ndan farklı olarak taraflar arasında paralarda değiştirilmektedir. Üç temel evre söz konusudur.
1. Farklı paralara ihtiyaç duyan iki borçlu ana para tutarlarını değiştirirler.
2. Swap sözleşmesi süresince faiz ödemeleri değiştirilir.
3. Sözleşme sonunda ana paralar iade edilir.
Para Swapı geri satın alma anlaşmasıdır. Taraflardan biri belirlenen tutarda bir yabancı parayı belirlenen bir döviz kuru üzerinden satar. Ancak bu satış, satıcının söz konusu yabancı parayı, önceden belirlenen bir kur üzerinden gelecekte belirli bir tarihte geri satın almayı kabul etmesi koşuluyla gerçekleşir.
Swap’ın yararları

1. Borçlanma maliyetini azaltmakta. sermaye maliyetini düşürmekte.
2. Değişken oranlı faizi, sabit oranlı faize çevirerek riski azaltmakta. Yine para swapı’nda taraflar anlaşma sonunda geçerli kuru bildiklerinden döviz riskine karşı korunma söz konusu.
3. Döviz kurlarındaki değişimler, ulusal para birimi üzerinden borçları olan çok uluslu şirketlerin beklenen kazançlarını azaltabilmektedir. Bu işletmeler para swapı’nı kullanarak borçlarını ve alacaklarını döviz kuru riskine karşı koruyabilirler.

TAHVİL İHRACI

Tahviller, kamu kuruluşları veya özel şirketlerin, ödünç para bulmak için itibari kıymetleri eşit ve ibareleri aynı olmak üzere çıkardıkları borç senetleridir. Tahviller faiz oranlarının belirlenmesine, ihracına  göre çeşitlilik göstermektedir. Belli başlı tahvil çeşitleri:
1.Devlet tahvilleri: Maliye Bakanlığı tarafından belli gayelerle çıkarılan iç borçlanma tahvilleri, hazine bonoları gibi tahvil ve bonolardır. Bunlar kısa, orta ve uzun vadeli olabilirler.
2. Özel sektör tahvilleri: Özel sektör tarafından ihraç edilen tahvillerdir. Ancak anonim şirketler tahvil ihraç edebilirler.
3. Primli tahviller-Başa baş tahviller: İhraç edilen bir tahvil, üzerinde yazılı değerle satışa çıkarılıyorsa buna başa baş tahvil; nominal değerinden daha az bedelle satışa çıkarılıyorsa primli tahvil denir.
4. İkramiyeli tahviller: Tahvillerin satışını teşvik etmek gayesi ile faiz ve erken satış primlerinden başka para ikramiyesi de verilirse buna ikramiyeli tahvil denir.
5. Garantili tahvil: Bir bankanın veya şirketin bağlı olduğu holding’in garantisi ile çıkarılan tahvillerdir.
6. Sabit ve değişken faizli tahviller: Sabit faizli tahviller, vadesi süresince sabit gelir getiren tahvillerdir. Enflasyonun hızla arttığı dönemlerde ve ekonomik istikrarsızlığın yüksek olduğu dönemlerde sabit faizli tahviller yatırımcı veya ihraç eden taraf için pek cazip olmaz. Değişken faizli tahviller buna alternatif olarak ortaya çıkmıştır.
7. İndeksli tahviller: Yine enflasyonlu yıllarda kullanılan bir tahvil türüdür. Bu tip tahvillerde ihraç tarihi ile vade günü arasında altın fiyatına veya belli bir dövizin kurundaki artış oranına göre değişen miktarda ödeme yapılır.
Tahvillerin üç türlü değeri vardır:
1. Nominal değer: Tahvilin üzerinde yazılı değer olup hiç bir zaman değişmez.
2. İhraç değeri: Primli olarak ihraç edilen veya erken alanlara faiz oranı içinde indirim uygulanan tahvillerde, ihraç değeri= nominal değer-(% 5 kanuni indirim + erken satış primi) olur. Bu şekilde hesaplanan ihraç değeri satışın son gününe yaklaştıkça nominal değere doğru yaklaşır ve son gün (nominal değer-% 5) olur ve takip eden günde faiz işlemeye başlar.
3. Piyasa değeri: Tahvillerin piyasa değerleri, şartlara göre nominal değerinin üstüne de çıkabilir altına da inebilir. Piyasa değerini piyasa cari faiz oranı, enflasyon veya tahvili ihraç eden şirketin itibarı etkileyebilir.